Networking, çoğu kişinin zihninde “ortamlara girip kartvizit dağıtmak” gibi kalıyor ama gerçekte networking bir tanışma değil, bir ilişki kurma disiplinidir. Siz sadece tanışıp kaybolduğunuzda, o tanışma hafızada bir isim kırıntısı olarak kalır. Siz tanışmayı takip ve hatırlanma ritmine bağladığınızda ise, ilişki gerçek bir bağa dönüşür.
Networking’in ilk hatası genellikle hedefin belirsiz olmasıdır. Siz “çevre yapayım” dediğinizde beyniniz neyi ölçeceğini bilemez, bu yüzden çaba dağılır. Oysa siz “bu ay sektörümde şu üç kişiyle tanışıp aynı konuda temas kuracağım” dediğinizde networking bir anda sadeleşir. Hedef, insan seçmek için değil, cümle seçmek içindir. Çünkü doğru hedef, doğru konuşmayı doğurur.
Tanışma anı, konuşmanın içeriğinden önce niyetle güçlenir. Siz birinin yanına gittiğinizde “kendimi anlatayım” niyetiyle başlarsanız, konuşma hızla bir sunuma döner. “Sizi tanıyayım ve doğru bağ kurayım” niyetiyle gittiğinizde ise konuşma daha doğal akar. İnsanlar kendini anlatmayı sever ama kendini “anlaşıldığını” hissetmeyi daha çok sever. Siz tanışmada bu hissi verdiğinizde, ilk adım zaten atılmış olur.
Tanışma sırasında en çok işe yarayan şey, kendinizi tek cümlede netleştirmenizdir. Siz uzun uzun unvan saydığınızda karşı tarafın zihni yorulur, ama siz “Ben şu tür işletmelere şu konuda şu sonucu üretmeye yardım ediyorum” dediğinizde hafıza sizi bir yere koyar. Bu cümle, kendinizi pazarlamak için değil, anlaşılmak için kullanılır. Anlaşılan kişi, daha kolay hatırlanır.
Tanışmanın ikinci yarısı, doğru soruyu sormaktır. Siz karşınızdakine gerçek bir merakla yaklaştığınızda konuşma “bende bende” yarışına dönüşmez. “Şu sıralar en çok hangi problemle uğraşıyorsunuz?” gibi bir soru, hem derinlik getirir hem de size sonraki takip mesajının malzemesini verir. Çünkü takipte hatırlanmayı sağlayan şey, konuşmanın içinden çekip aldığınız küçük bir detaydır.
Asıl oyun, tanışmadan sonra başlar. Networking’in çoğu tanışmada ölmesinin nedeni, takip edilmemesidir. Siz tanışmanın ertesi günü bile kısa bir mesaj atmadığınızda, ilişki zihinde bir sis gibi dağılır. İnsanların hafızası kötü olduğu için değil, hayat hızlı olduğu için. Siz takip mesajını hızlı ve nazik bir şekilde kurduğunuzda, tanışma “tesadüf” olmaktan çıkar, “başlangıç” olur.
Takip mesajında en etkili yaklaşım, kısa ve kişisel olmaktır. Siz “Tanıştığımıza memnun oldum” deyip bıraktığınızda mesaj sıradan kalır. Siz konuşmadan bir detayı eklediğinizde ise mesaj canlanır. Örneğin “X konusundaki yaklaşımınız aklımda kaldı” gibi bir cümle, karşı tarafa şunu söyler: “Sizi gerçekten dinledim.” Dinlenmek, hatırlanmanın en hızlı yoludur.
LinkedIn üzerinden takip etmek, bu dönemin en pratik yöntemlerinden biri ama orada da küçük bir incelik var. Siz bağlantı isteğini boş gönderdiğinizde bir kalabalığın içine karışırsınız. Siz isteğe tek cümlelik bir bağlam eklediğinizde, karşı taraf sizi bir kategoriye yerleştirir. Bu da sizi “rastgele bir kişi” olmaktan çıkarıp “şu etkinlikte konuştuğumuz kişi” yapar. Hafıza, bağlamla çalışır.
Hatırlanma kısmı ise çoğu kişinin sandığı gibi sürekli mesaj atmak değildir. Hatırlanma, doğru zamanda küçük değer vermektir. Siz bir ay sonra, konuştuğunuz konuyla ilgili kısa bir kaynak paylaştığınızda, ilişki “yalnızca almaya gelen” bir ilişki gibi görünmez. Siz “Sizin işinize yarar diye düşündüm” diyerek bir link, bir örnek, bir fikir gönderdiğinizde, insanlar sizi cömert ve dikkatli biri olarak kodlar. Bu kod, iş hayatında altın gibi çalışır.
Networking’i güçlü yapan şey, bir sistemle yürütülmesidir. Siz haftada bir kez on dakika ayırıp, tanıştığınız kişilere küçük bir not düşerseniz, kiminle ne konuştuğunuzu unutmazsınız. “Şu kişi şunu önemsiyordu, şu kişi şu alanda büyümek istiyordu” gibi küçük notlar, sonraki mesajlarınızı insan gibi yapar. İnsan gibi mesaj, otomatik mesajdan bin kat daha etkilidir.
Networking’in en zarif tarafı, uzun vadede “tanışıklık”ı “güven”e çevirebilmesidir. Siz bir kişiyi üç ay boyunca rahatsız etmeden, doğru zamanda doğru değeri vererek takip ettiğinizde, bir gün iş çıktığında akla gelen isimlerden biri olursunuz. Bu, agresif pazarlamayla olmaz. Bu, tutarlılıkla olur. Tutarlılık da küçük adımların düzenli tekrarından doğar.
Efisi’de networking’i bir “özgüven gösterisi” olarak değil, iş hayatında temsil ve iletişim becerisi olarak ele alıyoruz. Siz tanışma, takip ve hatırlanmayı doğru kurduğunuzda, çevreniz büyürken siz de daha net ve daha güçlü görünürsünüz.